24 Ağustos 2010 Salı

YOL TUTUNCA...

“…
ve ayakları altından akan
toprak,
toprak,
ve topraktı.
Gece aydınlık ve sıcak
…” N.H

YOL TUTUNCA…


Kızgın akşam poyrazıyla savrulurken zaman, gazel döken gülüşlerimi toplayıp düşerim yola; kim bilir kaç yüzde gözyaşlarımın izini bırakarak. Ay gümüşlenmiş, geceyi mavilemiştir; gidişim boyunca yol arkadaşım olacaktır, belli.


Otobüs yararken geceyi, ay toplayıp cümle gülümsemesini salmıştır yüzüme. Sırılsıklam bir kenti geride bırakırken, serine döner kavuran yel. Anadolum, o bozkır görüntülü yayla kucağına almıştır beni yol yol.


Herkes suskundur, herkes uykuda. Ahmed Arif’in “bir ben uyumam kaç bahar…” dizelerini anımsatırcasına, ayak seslerini duyduğum son baharın belki de son mavi akşamlarından birindedir uykuyu unutmuş gözlerim. Dizeler salınır belleğimde cümle ozanlarımdan; gümüşlenen ay üstüne, parlayan yıldızlar; yıldızlara yazılan umutlar, sevdalar; gittikçe koyulaşan karanlıklar, acılar, hüzünler üstüne…


“…Aah geceye akan kanda bilendim
Selam olsun
Urganını omzunda taşıyan o suçlu bendim
…” der Adnan Durmaz ve sürdürür sözü:


“Hani
Nasıl olsa hayat
Bir yerde seni de ağlatmıştır
An vardır her ömürde çarpar acının göktaşı
O zaman
Kan içinde kalan o bulutu aldım ben
gözlerinin değdiği yerden
Saklarım hâlâ
Sil gitsin
…” der, gülümserim. “Karanlıkta kanayan ateşlerin közü…” olmaya “sürgünlüktür ömrüm,” anlarım.


Sadaka kokulu sahur yemeklerinde, yüzyıllık uykusundadır belki yol boyunca halkım; uyandırmak uğruna bin ömür harcadığım çarşafa sarılı kadınlarım… O kadınlar ki, Nazım’ın deyişiyle,
“…soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen…

bizim kadınlarımız
şimdi ayın altında
kağnıların ve hartuçların peşinde
harman yerine kehribar başlı sap çeker gibi
aynı yürek ferahlığı,
aynı yorgun alışkanlık içindeydiler
…” belki, kim bilir…


Sonra Ahmed Arif, Anadolu’nun sesiyle söz olur, dize olur akar direncime:
“…dayan tırnak ile, dayan diş ile… umut ile sevda ile düş ile…”


Gün ufukta görünmeden önce, kızıllığı belirir tan yerinde. Kentim açmıştır kollarını gün bakışlı çocuk gülümseyişiyle. Yeni bir gündür başlayan, yeni bir yaşam; her günkünden daha aydınlık belki.


“Yaşamak güzel şey be kardeşim!” Hüznün bile tadından belli…

a.y. 24.08.2010, Eskişehir.

Hiç yorum yok: