23 Ağustos 2008 Cumartesi

güncemden bir yaprak

12.08.2006

Pembe gözlüklerimi sevdiğimi ayrımsadım, bugün.

İnsanların kötü yanlarını değil de iyi yanlarını görmeyi seviyorum. Her insanın içinde bir melek yaşattığına da inanıyorum, kimi zaman bu melek şeytan da olsa...

Küçük Prens’i severek okumuştum yıllar önce. Çocuk yazınındaki yerini anlayıp daha sonra yeniden okudum. Böylesine güzel bir kitabı yazanın bir savaş pilotu olması, beni çok şaşırtmadı doğrusu. Tersine, iyi ya da kötü insan olamayacağını, içimizde bu kavramları az ya da çok barındırdığımız konusundaki düşüncem, daha bir güçlendi.

Kendi kendime kızdığım, “Sen akıllanmazsın kızım! Bu yediğin kaçıncı darbe?”dediğim anlar öyle çok oldu ki! Yine de insanın özüne olan inancımı hiç yitirmedim. Yüreğim, her zaman biraz çocuk kaldı, sanırım.

Bugün, sekerek gittim kitapçıya. Çoktandır aradığım kitaplar, kitapçı raflarında beni bekliyormuş. Sarmaş dolaş oluverdik kitaplarla. Çocuklar gibi şendim. Kitap dostlarımın kapaklarını, sayfalarını okşadım sevgiyle. Onlar da bana gülümsedi. Girdiğim gibi sekerek, güle oynaya çıktım kitapçıdan. Bir aylık okuma planım hazırdı artık.

Çocuk olmayı seviyorum. Keşke, gerçekten hep çocuk kalabilseydim! Usumda bir şarkının ezgileri... Usumdan dilime düşüveriyor:

“Hiç büyümeye özenme küçüğüm

Bir büyürsen, bir daha küçülemezsin”

Hayır, diyorum şarkı dilimde. Yaşım kaç olursa olsun, ben büyümeyeceğim!

Hiç yorum yok: